Kırşehir Tarım İl Müdürlüğü

Dengeli Beslenme Ve Önemi

İnsanların sağlıklı olabilmeleri için yeterli ve dengeli beslenmeleri zorunludur. Beslenmemizin yeterli olabilmesi için yaş, aktivite ve fizyolojik duruma bağlı olarak değişmekle birlikte, 70 kg ağırlığındaki normal bir insanın günde 70 gr protein alması ve yaklaşık 2800 kcal enerji tüketmesi gereklidir. Günlük olarak tüketilen toplam proteinin en az yarısının hayvansal kökenli olması halinde ise, beslenmemizin kaliteli ve dengeli olduğu kabul edilir.
Bilindiği üzere proteinler vücudu oluşturan dokuların yapı taşını teşkil ederler. Enerji ise daha çok organların fonksiyonlarını devam ettirebilmesi bakımından önem taşımaktadır.
Sağlıklı olmanın bir diğer şartı da az yiyerek dengeli beslenmektedir. Yani çok yiyerek midemizi tıka basa doldurduğumuz takdirde, fazlasıyla beslenmiş olsak bile, tam anlamıyla zinde, hareketli ve sağlıklı olmamız mümkün olmamaktadır. Zira fazla yediğimizde hazımsızlık durumu ortaya çıkmakta, mide ve bağırsak düzeni bozulmakta ve bu gibi kişiler genellikle keyifsiz ve huzursuz bir yapıya sahip olmaktadırlar. Ayrıca, aşırı beslenmenin ortaya çıkardığı fazla kilo artışı, insanların fiziki aktivitelerini önemli ölçüde kısıtlamakta ve insanlar daha az hareket etmelerine karşılık daha çabuk yoruldukları için daha fazla dinlenmek ve uyumak zorunluluğu duymaktadırlar.
O halde gerçek sağlıklı ve mutlu yaşam, az yemekle beraber dengeli beslenmenin sağlanması ile mümkün olabilecektir. Beslenme uzmanları az yiyerek dengeli beslenmenin en kolay yolunun daha fazla hayvansal gıdalar tüketmek olduğunu bildirmektedirler.
Beslenmede hayvansal protein tüketiminin yeterli düzeyde olması, insanların fiziki olarak güçlü kalmalarını sağladığı gibi, daha önemli olarak da yüksek bir beyin gücüne sahip olmalarını mümkün kılmaktadır.
Yapılan bir çok araştırmaya göre annelerin hamilelik döneminde dengeli beslenmeleri ile doğan çocukların özellikle 0-3 yaş döneminde dengeli beslenmelerini titizlikle sağlamaları ve daha sonra da dengeli beslenme esaslarına uymaya devam etmelerinin yetiştirdikleri çocukların zeka seviyelerine büyük ölçüde olumlu etkide bulunduğu bildirilmektedir.
Dengeli beslenerek yüksek beyin gücüne sahip olmaları temin edilen çocuklar, hayata atıldıkları ilkokul sıralarında, sahip oldukları yüksek beyin gücü sayesinde öğretmenlerinin öğrettiği şeyleri kolayca öğrenecek ve okuma yazmaya başlamakta fazla bir sıkıntıları olmayacağı gibi verilen ödevleri yapmakta da zorlanmayacaklardır. Dolayısıyla hayattaki ilk başarısını kolay bir şekilde okuma-yazma öğrenerek elde eden çocuklar için okulda verilen ev okuma ödevleri de bir sıkıntı oluşturmayacağından çocuklarımızda okuma alışkanlığı gelişecektir. Yüksek beyin gücüne sahip çocuklar okuduğunu anlayabileceği gibi, ileriki öğrenim yıllarında okuduklarını yorumlayabilme ve iş hayatına atıldıklarında da öğrendikleri bilgileri doğru bir şekilde yorumlayarak kaliteli projeler geliştirebilme yeteneğine sahip olacaklardır. Yüksek beyin gücüne sahip bu çocuklar aynı zamanda başkalarının fikirlerine saygılı, farklı görüşlere açık, başkalarına danışmanın ve onlarla dayanışmanın faydasına da inandıkları için ülkemizin ihtiyaç duyduğu projeler bu gençlik tarafından doğru tercihler yapma ve faydalı işler başarma felsefesi çerçevesinde el birliği ile üretilip, el birliği ile uygulamaya geçirilebilecektir.
Neticede yetiştirilen yüksek beyin gücüne sahip gençlik, her konuda doğru tercihler yapabilen, güzel ve faydalı işlerle uğraşan sağlıklı kişilerden oluşacağından, mutlu ve başarılı olacaktır. Böylece toplumumuz bilgi toplumu haline gelecek ve bilgi çağına ayak uydurabilecektir.
Okuma azmi yüksek, okuduğunu anlayabilen, anladığını yorumlayabilen, yorumları ile kaliteli projeler ortaya koyabilen ve bu projeleri el birliği ile başarılı bir şekilde uygulayabilen yüksek beyin gücüne sahip bireyler''den oluşan bir toplumda, insanlar iyi yetişmiş, kendine güvenen ve başkalarına saygı ve sevgi duyan bir yapıda olacağından, bu toplumda açıklık olacaktır. Toplumda insanlar fikirlerini özgürce beyan edebilecek ve böylece konuşan bir toplum yapısı gelişecektir. İnsanlar birbirlerinin fikirlerini önyargısızca dinleyip, karşı tarafın yaklaşımını anlamaya çalıştığı için yapılan tartışmalar yararlı tartışmalar haline gelecek ve bu tartışmalardan toplum için yararlı çözümler üretilebilecektir.
Neticede toplumda yeterince açıklık sağlandığında kavuşulan konuşan toplum yapısı ve yapılan yararlı tartışmalar sayesinde toplum içinde bulunduğu güçlüklere daha kolay bir şekilde çözüm üretebilecek ve ulusal ve uluslararası düzeyde başarılı bir toplum haline gelecektir.
Görüldüğü üzere, gerek insanların ferdi başarı ve mutluluğunda ve gerekse toplumsal başarı ve huzurun temininde en temel şartı, insanların daha yüksek beyin gücüne sahip olmaları ve sağlıklı olmalarının temini olarak belirlemekteyiz.
Beyin gücü kişinin görünmez hazinesidir. Yani her insan belli bir beyin gücüne sahiptir ve insanlar arası beyin gücü farklılıkları onların yüzlerine bakmakla görünmemektedir. Ancak, yetiştirdiğimiz çocukları dengeli beslemek suretiyle onların gizli hazinelerini zenginleştirmemiz mümkün olabilmektedir ve gayet tabi ki bu hepimizin arzu ettiği bir şeydir. Dolayısıyla anne ve babalar olarak her şeyden önce çocuklarımızın dengeli beslenmesine dikkat etmeliyiz ve onların sağlıklı ve mutlu bir hayat yaşayabilmeleri için gerekli olan gizli hazineyi yani beyin gücünü onlara kazandırmalıyız.


Türkiye’de Dengeli Beslenme Durumu


Ülkemizde hayvancılık yeterince gelişmemiştir. süt, yumurta ve tavuk eti gibi hayvansal gıdalar yeterince bilinmediğinden halkımızın geleneksel tüketim alışkanlıklarında, hayvansal ürün tüketimi yeterince yer almamakta ve bu nedenle düşük olan tüketim seviyeleri nedeniyle daha fazla, süt, yumurta, tavuk eti ve benzeri hayvansal ürünlerin üretimini artırma şansımız kısıtlanmaktadır. Gerçekten de gelişmiş ülkelerde fert başına yılda 350 litre süt, 250-400 yumurta, 20-50 kg kadarı tavuk eti olmak kaydıyla toplan 40-80 kg et tüketildiği halde, ülkemizde 150 Iitre süt, 120 adet yumurta ve 6 kg''ı tavuk eti olmak üzere toplam 25 kg kadar et tüketilmektedir.
Diğer taraftan, ülkemizin tarımsal potansiyeli daha fazla süt, yumurta ve tavuk eti üretmeye uygun olup, mevcut işletmelerimizin kapasite durumu da buna elverişlidir. Ancak, daha önce söylediğimiz gibi yeterince tüketim alışkanlığı bulunmaması nedeniyle süt, yumurta ve tavuk eti üretimi artırıldığında yeterince talep olmaması nedeniyle maliyetin çok altındaki fiyatlarla ürün satışı söz konusu olmakta ve neticede zarar eden işletmeler üretimlerini azaltmak zorunda kaldığından, azalan üretim fiyatların tekrar yükselmesine neden olmakta ve ucuz dönemlerde bu değerli ürünleri yeterince tüketmeyen tüketiciler, daha sonra bu ürünleri daha pahalıya almak zorunda kaldıkları için kendi kendilerini cezalandırmaktadırlar.
Halbuki kaliteli ve dengeli beslenme, sağlıklı, başarılı ve mutlu bir yaşamın temini için hiçbir zaman vazgeçemeyeceğimiz ve taviz veremeyeceğimiz bir prensip olarak kabul edilmelidir. Zira; bol miktarda süt içip, yumurta ve tavuk eti yiyerek sağladığımız kaliteli ve dengeli beslenme, yeterli fiziki güce ve sağlık şartlarına sahip olmamız ve beyin gücümüzü yüksek tutmamız bakımından hayati bir önem arz etmektedir.
Öyleyse hem kendimiz ve hem de çocuklarımızın sağlık, mutluluk ve başarısı için kaliteli ve dengeli beslenme prensiplerini öğrenmeli, başkalarına öğretmeli ve yaşam boyunca bol hayvansal ürünler tüketerek kaliteli beslenme ilkelerine özenle uymalıyız.
Tarımsal faaliyetlerin iki önemli fonksiyonunun İnsanların kaliteli ve dengeli beslenmelerini sağlamak, İnsanların uygun bir şekilde giyinmelerini temin etmek olduğunu dikkate aldığımızda, tarımla ilgili kişi ve kuruluşların en önemli görevlerinin kaliteli ve dengeli beslenmenin temini olduğu söylenebilir.


Ülkemizde Kaliteli Ve Dengeli Beslenmeyi Sağlamak Yapılması Gerekenler


Ülkemiz için gıda bakımından kendi kendine yeterli nadir ülkelerden biri olmakla beraber, 21. yüzyılın gelişmiş teknolojilerine ayak uydurabilmek ve bilgi çağında geri bir toplum haline düşmemek için yetiştirdiğimiz nesilleri daha yüksek beyin gücüne sahip kılmak zorunluluğumuz vardır. Bu durum kaliteli ve dengeli beslenme esaslarının iyi bir şekilde öğretilmesi ve öğrenilmesinin zorunluluğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Kısaca; sağlıklı, mutlu ve başarılı insanlardan oluşan huzurlu bir toplum yapısına kavuşabilmek yolunda en önemli hususlardan biri, insanların kaliteli ve dengeli beslenmelerinin sağlanması ve böylece yüksek beyin gücüne sahip kılınmalarıdır. Başarının en önemli anahtarı, sağlıklı olmak ve yüksek beyin gücüne sahip olmaktır. Sağlıklı olmak ve yüksek beyin gücüne sahip olabilmek için de daha fazla hayvansal protein tüketmek ve dolayısıyla daha çok süt içmek, yumurta, tavuk eti ve benzeri hayvansal ürünler tüketmek gibi alışkanlıklarımızı geliştirmeliyiz.
Yumurtayı kırıp içinin sarı ve ak olduğunu görebiliyoruz, fakat yumurta, süt, eti gibi değerli hayvansal ürünleri çocuklarımıza yedirdiğimizde onların gizli hazineleri olan beyin güçlerini artırdığımızı ölçemiyoruz ancak farklı beslenme düzeyine sahip ailelerin çocuklarının zeka seviyeleri üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar bu gerçeği çok açık bir şekilde doğrulamaktadır.
O halde, sağlık, mutluluk ve başarımızın sağlanması ve devamı için daha fazla hayvansal ürünler tüketerek kendi geleceğimiz, çocuklarımızın geleceği ve ulusumuzun geleceği için gerekli ön koşulları sağlamakta dikkatli ve gayretli olmak zorundayız.


Eğitim


Daha fazla süt içelim ve daha fazla yumurta, tavuk eti ve diğer hayvansal gıdaları tüketelim. Bu konuda ilkokul, orta ve lise öğretmenlerine de büyük görevler düşmektedir. Zira beslenme alışkanlıkları genç yaşlarda oluşmakta ve sonraki dönemlerde oluşan yanlış alışkanlıkları değiştirmek çok daha zor olmaktadır. Bu nedenle çocuklara trafik kurallarını öğrettiğimiz gibi, kaliteli ve dengeli beslenmenin esaslarını da öğretmeliyiz.


Protein Beslenmesi


Protein beslenmesi açısından önemli bir husus, proteinin biyolojik değeridir ve bu açıdan protein kaynağının bünyesinde bulunan elzem amino asitlerin çeşitliliği zenginliği ve dengeli dağılımı belirleyici olarak kabul edilir.
Proteinlerin yapı taşını oluşturan amino asitlerin bir bölümü vücut dahilinde sentezlenememekte ve gıdalarla dışarıdan alınması gerekmektedir. Hayvansal protein kaynakları elzem amino asitleri zengin ve dengeli bir şekilde içermeleri dolayısıyla, biyolojik değer bakımından bitkisel proteinlerden çok daha üstün durumdadırlar.
Örneğin yumurtanın biyolojik değeri 100 olarak kabul edilmekte ve diğer gıdaların biyolojik değerleri yumurtanın biyolojik değeri ile karşılaştırılmaktadır.
En yüksek biyolojik değere sahip olan gıda yumurta olup, daha sonra süt ve tavuk eti gelmektedir. Ülkemizde halkımızın yaygın olarak ve bol miktarda tükettiği pirinç, bulgur ve kuru fasulyenin biyolojik değerinin % 61-68 gibi oldukça düşük değerlerde olması, sağlıklı ve dengeli beslenmemizin sağlanabilmesi için daha fazla hayvansal gıdalar tüketmemiz gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.


Gıda türü Proteinin Biyolojik Değeri


Yumurta.... 100
Süt............. 90
Tavuk eti.... 82
Balık.......... 81
Sığır eti...... 79
Soya fasulyesi 78
Pirinç......... 68
Buğday (tane) 68
Mısır........... 64
Kuru fasulye 6
2
Dünya genelinde enerji bakımından yetersiz beslenmeye ait örneklere rastlanmakla beraber, proteince yetersiz beslenme ve özellikle yeterince hayvansal protein tüketilmemesi nedeniyle dengesiz beslenme durumlarına çok daha yaygın/olarak rastlanılmaktadır.
Ortalama olarak günde fert başına hayvansal protein tüketimi Dünya genelinde 27 gr olduğu halde, günde fert başına tüketim, gelişmiş ülkelerde 44 gr gelişmemiş ülkelerde 9 gr ve Türkiye''de 20 gr olarak bildirilmektedir.
Tabloda da görüldüğü üzere en yüksek biyolojik değere sahip olan gıda yumurta olup, daha sonra süt ve tavuk eti gelmektedir. Ülkemizde halkımızın yaygın olarak ve bol miktarda tükettiği pirinç, bulgur ve kuru fasulyenin biyolojik değerinin % 61-68 gibi oldukça düşük değerlerde olması, sağlıklı ve dengeli beslenmemizin sağlanabilmesi için daha fazla hayvansal gıdalar tüketmemiz gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Gösterdiğimiz tablo değerlerinden de görüldüğü üzere, fert başına günlük protein tüketimi 20 gr dolayında olan ülkemizde günlük enerji tüketimi de 3200 kcal dolayında olduğundan bir yetersiz beslenme sorunu bulunmamaktadır. Ancak, toplam enerji tüketimi içerisinde hayvansal kaynaklardan gelen kısmın çok az olması nedeniyle kaliteli ve dengeli beslenmenin temini açısından daha fazla hayvansal protein tüketiminin sağlanması, üzerinde durmamız gereken önemli bir husustur.